Rektal prolapsus, kalın bağırsağınızın bir parçası olan rektumun anüsünüzün içine doğru kayması sonucu ortaya çıkar. Onu yerinde tutan kasların zayıflamasından kaynaklanır. Rektal sarkma hemoroid gibi görünebilir veya hissedilebilir, ancak hemoroidden farklı olarak kendi kendine kaybolmaz. İleri seviyelerinde bu durumu düzeltmek için ameliyata ihtiyacınız olacaktır.
Rektal sarkma, genellikle kas zayıflığı veya gevşekliği nedeniyle meydana gelir. Yaş alma, gebelik, doğum, pelvise daha önce uygulanmış olan travma veya cerrahi, kronik kabızlık, kronik öksürme, omurilik veya sinir hasarı gibi faktörlerle ilişkilendirilir.
Rektal prolapusun toplumda izlenme sıklığı 1000’de 2.5’tur.
Rektal sarkma belirtileri genellikle zamanla kötüleşir ve tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle, belirtileri olan kişilerin bir sağlık uzmanına danışmaları önemlidir.
Hastalar anüste baskı veya şişkinlik hissi, defekasyon sonrası anüsü tam boşaltamamış olma hissi, anüsten dışarı doğru hemoroid benzeri kırmızı kitle, anüste ağrı ve kaşıntı şikayetleri ile başvurur.
Tanıda rektal muayene, defekografi, anorektal manometri, kolonoskopi, elektromiyografi (EMG) gibi tetkikler kullanılır.
Rektal prolapsusu olan kadınlarda sıklıkla pelvik taban disfonksiyonu, rektosel, idrar kaçırması, vajinal sarkma, mesane sarkması (sistosel) eşlik edebilir. Rektal prolapsusu olan hastalarda diğer olası patolojiler de araştırılmalıdır.
Rektal Prolapsusun Potansiyel Tehlikeleri
Rektal sarkma, tedavi edilmezse veya ihmal edilirse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Potansiyel tehlikeler arasında şunlar bulunur:
Kanama: Rektal prolapsus, anüsten dışarı çıkan dokuların sürtünmesi sonucu kanamaya neden olabilir. Kronik kanama, kansızlık (anemi) gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Anüs ve Rektum İltihabı: Prolapsus sırasında rektum ve anüs çevresindeki dokular sürekli olarak tahriş edilebilir ve enfeksiyon riski artar. Bu durum, ağrı, şişlik ve enfeksiyon belirtileriyle sonuçlanabilir.
Fekal İnkontinans: Kronik rektal sarkma, anüs ve rektum kaslarının zayıflamasına ve dışkı kontrolünün kaybına yol açabilir. Bu durumda kişi, dışkı veya gaz kaçırma sorunu yaşayabilir.
Strangülasyon: Nadir görülen ancak ciddi bir komplikasyon olan strangülasyon, dışarı çıkan rektumun kan akışının kesilmesiyle meydana gelir. Bu durum acil cerrahi müdahale gerektirir ve doku ölümüne neden olabilir.
Psikolojik Etkiler: Rektal Sarkma, kişinin sosyal ve psikolojik olarak da etkilenmesine neden olabilir. Fiziksel rahatsızlık ve utanç hissi, kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir ve depresyon gibi psikolojik sorunlara yol açabilir.
Rektal sarkma potansiyel tehlikeleri göz önüne alındığında, belirtileri olan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık uzmanına danışması önemlidir. Erken teşhis ve tedavi, ciddi komplikasyonların önlenmesine yardımcı olabilir.
Rektal Prolapsusun Tedavisi
Konservatif Tedavi Yöntemleri
Rektal prolapsusun konservatif tedavi yöntemleri genellikle hafif vakalarda etkilidir ve şunları içerebilir:
Kabızlığın Tedavisi: Kabızlık, rektal sarkma belirtilerini kötüleştirebilir. Lif açısından zengin besinler tüketmek, yeterli su içmek ve düzenli egzersiz yapmak kabızlığı hafifletebilir.
Pelvik Taban Egzersizleri: Pelvik taban kaslarını güçlendiren egzersizler, rektal prolapsusun yönetiminde yardımcı olabilir. Kegel egzersizleri gibi pelvik tabanı güçlendiren egzersizler, rektal sarkma belirtilerini azaltabilir.
Diyet Değişiklikleri: Bazı gıdaların tüketimi rektal prolapsus belirtilerini artırabilir. Özellikle baharatlı yiyecekler, kafein, alkol ve gazlı içeceklerin tüketiminin azaltılması semptomların şiddetini azaltabilir.
Topikal Tedaviler: Anüs çevresine uygulanan kremler veya losyonlar, rektal sarkma yol açtığı ağrıyı ve kaşıntıyı hafifletebilir.
Ameliyatla Tedavi : Rektal sarkma ciddi vakalarında veya konservatif tedavilere yanıt vermeyen durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir.
Özet :
Rektal prolapsus, kalın bağırsağın son bölümü olan rektumun anüsten dışarı doğru sarkmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Genellikle rektumu yerinde tutan pelvik taban kaslarının ve bağ dokularının zayıflaması sonucu gelişir. İlk dönemlerde yalnızca dışkılama sırasında görülebilen sarkma zamanla kalıcı hale gelebilir ve kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Görünüm olarak hemoroide benzese de rektal prolapsus farklı bir hastalıktır ve çoğu zaman kendi kendine düzelmez.
Rektal sarkma; ileri yaş, gebelik ve normal doğum, kronik kabızlık, sürekli ıkınma, kronik öksürük, pelvik bölge ameliyatları, sinir sistemi hastalıkları ve pelvik taban kaslarının zayıflaması gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülmekte olup, özellikle pelvik taban bozuklukları, vajinal sarkma, idrar kaçırma ve mesane sarkması gibi diğer hastalıklarla birlikte bulunabilir.
Hastalığın en yaygın belirtileri arasında dışkılama sırasında veya sonrasında anüsten dışarı çıkan kırmızı renkli doku, anüste dolgunluk hissi, tam boşalamama hissi, ağrı, kaşıntı, mukus akıntısı ve zaman zaman kanama yer alır. İleri evrelerde gaz ve dışkı kaçırma gibi dışkı kontrolünü etkileyen sorunlar da görülebilir. Tanı koymak için fizik muayenenin yanı sıra defekografi, anorektal manometri, kolonoskopi ve gerektiğinde elektromiyografi (EMG) gibi ileri tetkiklerden yararlanılır.
Tedavi edilmeyen rektal prolapsus zamanla ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Sürekli tahrişe bağlı kanama ve kansızlık gelişebilir, enfeksiyon riski artabilir, dışkı tutamama problemi ortaya çıkabilir ve nadir de olsa rektumun kan dolaşımının bozulduğu strangülasyon adı verilen acil cerrahi gerektiren bir durum oluşabilir. Ayrıca hastalık, kişinin sosyal yaşamını ve psikolojik durumunu da olumsuz etkileyerek özgüven kaybına ve yaşam kalitesinde belirgin düşüşe neden olabilir.
Rektal prolapsusun tedavisi hastalığın derecesine göre planlanır. Hafif vakalarda kabızlığın giderilmesi, liften zengin beslenme, bol sıvı tüketimi, pelvik taban egzersizleri ve semptomları azaltmaya yönelik topikal tedaviler uygulanabilir. Ancak tam kat rektal sarkması olan veya konservatif tedavilere yanıt vermeyen hastalarda en etkili tedavi yöntemi cerrahidir. Günümüzde uygulanan modern cerrahi teknikler sayesinde rektum anatomik olarak yeniden yerine yerleştirilerek hastaların şikayetleri büyük oranda giderilebilmektedir. Erken tanı ve uygun tedavi, hem komplikasyonların önlenmesi hem de yaşam kalitesinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.







